Makaleler


kadina karŞi Şİddet

KADINA KARŞI ŞİDDET

Değerli okuyucularım! Sizinle yayın hayatına yeni başlayan dergimizin ilk sayısında  köşemden merhaba diyebildiğim için çok mutluyum. Sizlerle bundan sonra burada görüşlerimizi paylaşıp kamuoyunda duygusal tepki yaratmaya çalışacağız. 

Aslında yeni yıla girerken bunun coşkusunu yaşamak ve sizlere de bununla ilgili mesajlar vermek isterdim. Maalesef çevremizde o kadar çok olumsuzluk yaşıyoruz ki o coşkuyu bile unutuyoruz. Dilerim 2012 yılında geçen yıllarda yaşadığımız olumsuzlukları yaşamayız ve toplum olarak özellikle kadın toplumu olarak şiddetten uzak kalır ve çok mutlu oluruz.

Bu ilk köşe yazımda hepimizi ilgilendiren bir konuyu paylaşmak istedim. KADINA ŞİDDET!  Bütün toplumlarda var olan bu yara maalesef iyileşmiyor. Şiddet her geçen gün artarak devam ediyor. Ekonomik düzen,ahlaki çöküş vb. bir çok sebepten dolayı erkekler kadınlara şiddet uyguluyor. Bir çoğu sessiz kalıyor resmi kurumlara müracaat bile etmiyor. Çoğu utanıyor veya korkuyor veya gidecek ,sığınacak yeri yok.  Korktukça sessiz kaldıkça daha çok şiddet görüyor. Sadece özel yaşamda değil kamusal yaşamda da karşımıza çıkıyor. Şiddet eylemi kadının  fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik açıdan zarar görmesine ve acı çekmesine yol açan, kadının temel hak ve özgürlüklerini ve onurunu zedeleyen bir eylem olup işyerinde,sokakta, okulda,gözaltında ,savaşta rastladığımız bu şiddete en çok aile içinde rastlanıyor. Oysa ki aile bizim korunmamız ve kendimizi güvende hissetmemiz gereken yer olmasına rağmen en çok şiddet yine aile içinde yaşanıyor. Hakaret, tehdit, dayak, aşağılama, cinsel taciz, tecavüz, yaralama hatta öldürme biçimindeki bu gibi eylemler, genellikle erkeklerin kadınlar üzerinde egemenlik sağlaması amacıyla uyguladıkları güç gösterisine dönüşüyor. Sevgili okurlar belki bu yazıyı okurken siz de evet ben de şiddet gördüm ve hatta devam ediyor diyorsunuzdur. Siz yaşamadıysanız bile mutlaka bir yakınınız  yaşamış veya halen yaşamaktadır. Peki sizin tepkiniz ne oluyor. Resmi kurumlara başvuruyor musunuz? Haklarınız neler biliyor musunuz? Ülkemizde aile içi şiddete karşı önlemleri düzenleyen  4320 Sayılı Yasa var. 

14 Ocak 1998 tarihinde “4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun” kabul edilerek  önemli  bir adım atılmıştır.

Yasanın adı her ne kadar “Ailenin Korunması” ise de içeriğinde esas itibariyle kadının şiddetten korunması amaçlanmış olduğu görülmektedir. Bu nedenle de hakimin hükmedeceği tedbirler sayılırken Kanunda görüldüğü gibi, bu tedbirler “kusurlu eş” açısından düzenlenmiştir.

Yasanın getirdiklerine kısaca değinecek olursak;

 Aile içi şiddete maruz kalan eşin veya aile bireylerinden birinin ya da olaya tanık olan 3. bir kişinin başvurusu veya Cumhuriyet Savcılığının bildirmesi üzerine, Aile Mahkemesi Hakimi re’sen (kendiliğinden) olayın niteliklerini göz önünde bulundurarak Kanunda yazılı tedbirlerin birine, birkaçına veya hepsine birden hükmeder. Bu tedbirler:

       Kusurlu eşin;

       a) Şiddete veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması,

       b) Müşterek evden uzaklaştırılması, evin (aile konutunun) şiddete

          uğrayan eşe ve çocuklarına tahsis edilmesi, şiddet uygulayan eşin

          eve yaklaşmaması,

       c) Ev eşyalarına zarar vermemesi,

       d) Aile bireylerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi,

       e) Varsa silah ve benzeri araçlarını zabıtaya teslim etmesi,

       f) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanmış olarak 

          ortak konuta gelmemesi,

      Hakim bu tedbirlere en çok 6 ay süre için hükmedebilir.

      Kusurlu eşe, kararda hükmolunan tedbirlere uymazsa tutuklanacağı ve tedbir süresinin hapis cezasına dönüşeceği ihtar edilir.

      Hakim, şiddete uğrayanın yaşam düzeyine uygun bir tedbir nafakasına da hükmeder.

      BAŞVURULAR HARCA TABİ DEĞİLDİR.

      Koruma kararının bir örneği Aile Mahkemesi’nce Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi olunur. Savcılık kararın uygulanmasını zabıta (ve gerektiğinde psikolog, sosyal çalışmacı gibi uzman kişiler)  aracılığıyla izler. Kusurlu eşin karara uymaması halinde, zabıta mağdurun şikayetine gerek kalmaksızın evrakı resen Savcılığa iletir.

      Savcı da karara uymayan kusurlu eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açar.

Aslında aile içi şiddetin, rakamlara yansıyanlardan çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Şiddete uğrayanların ancak yaklaşık % 20’si resmi makamlara başvurmaktadır. % 88 olayda şiddet erkek tarafından uygulanmıştır.

Şiddete maruz kalan kadının neden başvuruda bulunmadığına bakıldığında, ekonomik bakımdan güçsüz olması, bir işte çalışmaması dolayısıyla cesareti olmaması veya  iddiasının ciddiye alınmayacağı korkusunu taşıması ya da saldırganın cezalandırılmayacağı ve şiddetin tekrarlanacağı endişesi içinde olduğu görülmektedir.

Şiddete uğrayan sessizlik çemberini kırıp, Kanunen kendisine tanınan hakkını  kullanmak istediğinde, karakoldan başlayarak mahkemede ve tedbirlerin uygulanması safhasında 4320 sayılı Kanunun getiriliş amacı her zaman göz önünde tutulmalı ve amaca uygun şekilde uygulanmalıdır.  

Bazı eksikliklerine rağmen bu Yasanın çıkarılmış olması büyük kazançtır.

Kadına yönelik şiddetin tam anlamıyla önlenebilmesi için, önlemlerin hukuk alanıyla sınırlı kalması, yasal düzenlemelerin yapılması tabii ki yeterli değildir. Kanun konusunda bilgilendirme toplantıları yapmada Barolara, bu bilgilerin yaygınlaştırılmasında görsel ve yazılı medyaya, kanunun uygulanmasında adli tıptan, sosyal hizmetlere;  polis teşkilatından yargı mekanizmasına kadar herkese görev düşmektedir.

Haydi hepimiz bir şeyler yapalım sessiz kalmayalım kalanlara yardım  edelim. Hepimize mutlaka bir görev düşecektir. Görmezden gelmeyelim.

(AVUKAT ZEHRA OVALI TARAFINDAN YAZILAN BU YAZI FEMİNEN DERGİSİNDE YAYINLANMIŞTIR)

 

 

 



Bizi sosyal medyadan izleyin!