Makaleler


kadina karŞi aİle İÇİ Şİddet

KADINA KARŞI AİLE İÇİ ŞİDDET

KADINA KARŞI ŞİDDET İNSAN ONURUNA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR

Tüm dünyada ve Türkiye’de kadına karşı şiddet olayı duymadığımız bir gün neredeyse yok gibi. Özelikle Türkiye’de her gün eşi veya birlikte olduğu kişi tarafından şiddete uğrayan kadın haberlerini sıkça duymaktayız. Kadına karşı uygulanan bu şiddet çoğu kez aile içi şiddet olarak kendini göstermektedir. Bir insan hakkı ihlali olan kadına yönelik aile içi şiddet gelir ve eğitim düzeyi ne olursa olsun farklı toplumlarda yaşayan kadınların ortak sorunu olarak durmaktadır. Kadına karşı aile içi şiddet fiziksel olabileceği gibi, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet olarak da kendini gösterebilmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu şiddet insan onuruna yapılmış bir şiddet olarak kabul edilmekte ve yasal düzenlemelerle cezalandırılmaktadır 

KADINA KARŞI ŞİDDETLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER

Bu yasal düzenlemelerden biri 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanundur. Bu kanunla şiddet uygulayan aile bireyi hakkında alınacak tedbirler düzenlenmiştir. Aile içi şiddete uğrayan tüm aile bireyleri mahkemeye başvurarak bu tedbirlerin alınmasını isteyebilir. Mahkeme şiddet uygulayan kişinin, altı aya kadar yaşadığı evden veya işyerinden uzaklaştırılmasına(eve yaklaşmamasına) karar verebilir. Bu süre içinde ortak yerin giderlerine ilişkin yükümlülüklerin devamına da yine aynı mahkemece karar verilecektir. Mahkeme şiddet uygulayanın çeşitli davranışlarda bulunmasını, eşyalara zarar vermesini, alkol ve uyuşturucu kullanmasını, telefon veya mektupla rahatsızlık vermesini, varsa ruhsatlı silahının elinden alınmasını, bir sağlık kurumuna muayene veya tedavi için başvurmasını sağlayıcı tedbir kararları da alabilir. Alınan tedbir kararları savcılık tarafından uygulanacak ve denetlenecektir. Bu tedbir kararlarının ihlali halinde savcılık bu kişinin üç aydan altı aya kadar hapisle cezalandırılması için dava açacaktır.

TÜRK CEZA KANUNUNDAKİ GENEL YAPTIRIMLAR

Türk Ceza Kanunu kapsamında ise şikayet halinde şiddet suçları cezalandırılmaktadır. Türk Ceza Kanunu madde 230 ile 234 arasında Aile Düzenine Karşı Suçlar başlığı altında düzenleme yapılmıştır. Bu başlık altında; birden çok evlilik(6 ay ile 2 yıl arası hapis),kötü muamele( (2 ay ile 1 yıl arası hapis),aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali(1 yıla kadar hapis),çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (1 yıla kadar hapis) suçlarına ilişkin cezalar düzenlenmiştir. Bu özel düzenleme dışında çeşitli başlıklar altında kasten yaralanmaya neden olmak(4,5 yıla kadar hapis), bir kişiye eziyet uygulamak suçtur ve bu suç aile bireylerine yapıldığında cezası daha da ağırlaşmaktadır(3 yıldan 8 yıl kadar hapis). Çocuk düşürtmek(5 yıldan 10 yıla kadar hapis), izinsiz yani bir kişiyi rızası olmaksızın kısırlaştırmak(3 yıldan 6 yıla kadar hapis), bir kişiyi zorla alıkoymak(1 yıldan 5 yıla kadar hapis) suçları da cezalandırılmaktadır. Hakaret(üç aydan iki yıla kadar hapis) ve tehdit etmek(üç aydan beş yıla kadar hapis) bu genel düzenlemeler ile cezalandırılmıştır. Evlilik içinde dahi olsa tecavüz ve tacizde bulunmak Ceza Kanunumuza göre suçtur ve 10 yıla kadar hapis ile cezalandırılabilmektedir. Mahkeme kararı olmaksızın bir kişiyi bekaret kontrolüne götürmek(3 ay ile 1 yıl arası hapis), bir kişiyi fuhuşa zorlamak(2 yıldan 4 yıla kadar hapis), konut dokunulmazlığını ihlal etmek(6 aydan 2 yıla kadar hapis) suçları da bu düzenlemeler içindedir. Töre ve namus cinayetlerine ise Türk Ceza Kanunu ile en ağır ceza olan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası verilmekte ve herhangi bir ceza indirimi yapılmamaktadır.

MEDENİ KANUNDAKİ GENEL DÜZENLEMELER

Aile içi ilişkilerin düzenlendiği Medeni Kanununda aile içi şiddetin önlenmesi ve mağdurların korunması için düzenlemeler bulunmaktadır. Aile içi şiddet Medeni Kanuna göre bir boşanma sebebidir. Zorla, tehditle ya da hile ile yapılan evliliğin iptali için beş yıl içinde dava açılıp bu evlilik iptal edilebilmektedir. Medeni Kanunda ekonomik şiddeti önlemeye yönelik düzenlemeler de bulunmaktadır. Eşlerden biri meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Koca evden ayrılmış, evi terketmiş veya aynı evde yaşarken evin geçimine katkıda bulunmamaktaysa bu eşe karşı nafaka istenebilmektedir. Şiddetin ve huzursuzluğun bulunduğu durumlarda ayrı yaşama hakkı da doğmaktadır. Bu durumda da nafaka istenebilmektedir. Yine Medeni Kanunda boşanmayla birlikte veya bu tür bir dava ile birlikte aile malvarlığı üzerinde tedbir koydurmak, bunların paylaştırılmasını istemek, nafaka ve tazminat istemek gibi haklar düzenlenmiştir.

Tüm bu düzenlemeler kadına karşı aile içi şiddeti önlemeye yönelik yasalarımızdaki düzenlemelerdir. Ama tabiki yasal düzenlemeler kadar bu yasaların en iyi şekilde uygulanması bu konudaki en önemli sorundur. Bu konudaki toplumsal bilinçin gelişmesi ise bu sorunu tamami ile giderecek asıl gerçektir.

(Avukat Medeni Yetiş tarafından yazılan bu yazı İsviçre Pusula gazetesinde yayınlanmıştır)



Bizi sosyal medyadan izleyin!