Makaleler


tanima ve tenfİz davalari

TANIMA VE TENFİZ DAVALARI

İSVİÇRE MAHKEME KARARLARININ TÜRKİYE’DE TANINMASI VE UYGULANMASI

İsviçre’deki vatandaşlarımız bu ülkede çıkan hukuki ihtilaflarını bu ülke hukukuna göre çözmektedirler. Doğal olarak sorunun çözümüne ilişkin bu kararların bazen Türkiye’de uygulanması gerekebilmektedir. Bu tip kararlar sıklıkla karşımıza boşanma, nafaka, alacak davaları ve benzeri davalar olarak çıkmaktadır. Boşanma davaları ve çocuklara ilişkin davalarda kararın Türkiye’de uygulanabilmesi, yani nüfusa işlenebilmesi için tanıma ve tenfiz işlemlerinin yapılması gerekmektedir. Tenfiz, uygulama ve infaz içeren kararlar için gerekmekte; tanıma ise infaz içermeyen kararlar için gerekmektedir. Yani tanımada icra değil o karardan kesin hüküm olarak yararlanma durumu söz konusudur. Bu konudaki yasal düzenleme halen yürürlükteki 5718  Sayılı Yasa olan Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun(MÖHUK)dur. Buna göre yabancı Mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş kararların Türkiye’de uygulanabilmesi, Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.

Türkiye ile İsviçre arasında bu konuda bir anlaşma bulunmamasına rağmen, her iki ülke düzenlemelerinin tenfize uygun olması ve fiili uygulama bulunması nedeni ile tenfizde bir sorun yaşanmamaktadır.

TANIMA VE TENFİZ DAVALARI

Tanıma ve Tenfiz davaları yetkili ve görevli Mahkemeye açılacak bir dava ile görülür. Mutlaka davalıya yapılacak usulüne uygun davetiyeyle birlikte açılacak davada duruşma yapılarak görülür ve evrak üzerinden karar verilemez. Bu davaların hasımsız dava olarak açılması da mümkün değildir. Dava basit usulle görüleceği için adli tatilde de görülebilir. Görevli Mahkeme aile hukukundan kaynaklanmakta ise Aile Mahkemesinde; diğer hallerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecektir. Yetkili mahkeme ise davalının ikametgahı Mahkemesi; Türkiye’de ikametgahı yoksa sakin olduğu yer mahkemesi, bu da yoksa Ankara, İstanbul, İzmir mahkemeleridir.

Tenfiz dilekçesine, Mahkeme ilamının ve ilamın kesinleştiğini gösterir yazı, şerh veya belgenin o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı (buna APOSTİL ŞERHİ denmektedir) ve konsoloslukça veya noterce onaylı tercümesi eklenir. Yasanın açık hükmü karşısında İsviçre Mahkeme kararının fotokopisiyle yetinilerek tanıma veya tenfiz kararı verilmesi mümkün olmadığından asıllarının verilmesi gerekmektedir.

TENFİZ DAVALARINDAKİ YASAL DÜZENLEME

Mahkemenin tenfiz kararı vermesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir.

a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği Devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan anlaşma yahut devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, (Tanıma davalarında bu şart aranmamaktadır.) b) İlamın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, d) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyapta hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk Mahkemesine itiraz etmemiş olması gerekmektedir.

Bu düzenlemeler Türkiye’de verilmiş bir kararın İsviçre’de tanıma ve tenfizi ile Avrupa Birliğine üye ülkelerde de benzer şekilde geçerliliğini korumaktadır.

UYGULAMA

Hangi hukukun uygulandığı konusu boşanma davalarında sıkça karşımıza çıkmaktadır. Tarafların her ikisi de Türk ise,İsviçre Mahkemesi Türk Hukukunu uygulayacaktır. Bazen tarafları Türk olan davalarda Türk Hukukunun uygulanmadığı, mahkemenin kendi hukukuna göre boşanma kararı verildiğine rastlanmaktadır. Bu durumda, karşı taraf tenfize bu yönden itiraz ettiği takdirde tenfiz kararı verilemeyecektir. Herhangi bir itiraz olmadığında ve karar açıkça Türk Kamu Düzenine aykırı değilse tenfiz kararı verilebilecektir.

Tenfizi istenen karar “MAHKEME” tarafından verilmiş bir karar olmalıdır. Bazen boşanma kararları kilise,belediye,valilik gibi mahkeme sıfatı olmayan idari birimlerce de verilebilmektedir.Bu makamların verdiği kararların Türkiye’de tanınması veya tenfizi mümkün değildir

Boşanma davalarının tenfizi talepleri 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre geçtikten sonra açılan davalarda karşı taraf itiraz etmezse hakim davaya bakmaya devam ederek karar verecektir.

İsviçre’de yapılan evlilikler  zaman zaman konsolosluklara bildirilmemektedir. Bu nedenle nüfus kayıtlarında da evlilik gözükmemektedir. Kayıtlarda evlilik gözükmediği için vatandaşlarımız daha sonra yeniden evlenmek istediklerinde sorun yaşamadan nikah akdini yapmaktadırlar. Ancak bu durum ilerde sorunlara yol açabilecektir. Hukukumuzda biriyle evliyken ikinci bir evlilik mümkün olmadığı için sonradan yapılacak evlilik geçersiz olacaktır. Evlilikten beklenen sonuçlar doğmayacaktır. Örneğin doğan çocukların çiftlerin nüfusuna kaydı mümkün olmayacak, ihtilaf çıkması halinde evlilikten doğan haklarını taraflar kullanamayacaktır. Böyle bir durumda  konsolosluk vasıtasıyla evliliğin nüfus müdürlüğüne bildirilmesi sağlanmalı, bundan  sonra  boşanma veya boşanmanın tenfizi davası açılmalıdır. Nasıl olsa nüfus kaydında bekar gözüküyor diyerek ikinci evliliğin önünde herhangi bir engel olmadığı düşünülmemelidir

Türk uyruklu olmayan ya da ilticacı konumundaki kişilerin Türk Konsolosluğundan vekaletname alması mümkün olmayacağı için İsviçre noterlerinin usulüne uygun düzenleyecekleri vekaletnamelerin Türkçeye tercüme edilerek bu tercümenin de konsolosluk veya Türkiye’de noterler tarafından onaylanması suretiyle usulüne uygun vekaletname alınması mümkündür. Son olarak; benzeri tüm hukuki sorunlarda mevzuat ve uygulamayı bilen bir hukuk bürosuna danışarak hareket etmek gerekmektedir. 

(Avukat Medeni Yetiş tarafından yazılan bu yazı İsviçre Pusula gazetesinde yayınlanmıştır)



Bizi sosyal medyadan izleyin!