Makaleler


İhracat alacaklarinin tahsİlİ

İHRACAT ALACAKLARININ TAHSİLİ

İHRACAT ALACAKLARININ(YURT DIŞINDAKİ ALACAKLARIN) TAHSİLİ

Türkiye’nin başka ülkelere ihraç ettiği mallara ilişkin alacakları bulunduğu gibi karşılıklı olarak bu ülkelerinde Türkiye’ye yapmış olduğu ihracata ilişkin alacakları bulunabilmektedir. Bu alacaklar yüzlerce milyon euro tutarına ulaşabilmektedir. Özellikle küresel ölçekte yaşanan ekonomik kriz ve ara dönemlerde meydana gelen finansal dalgalanmalar bu alacakların artmasına neden olmaktadır. Türk firmaları için bu sorun baş gösterdiğinde, yüksek danışmanlık maliyetleri, eksiklik içeren sözleşme veya belgeler, alacağın bulunduğu firma hakkındaki bilgi yetersizliği, reklamasyon adı altında ödenmeyen alacaklar ve ihracat sözleşmesinin yabancı ülke hukuk uygulama alanına girmesi bu alacaklardan vazgeçmeye kadar gitmektedir. Bu sorunlar aşılabilecek sorunlar olup, ihracata başlarken alınacak tedbirler ile sonrasında sorun çıktığında uygulanacak bilinçli yöntemlerle riskler asgari düzeye indirilebilir.

İhracat yapılırken ve yapmadan önce dikkat edilmesi gereken en önemli şey bu konudaki kuralları bilmek ve uygulamaktır.

İlk olarak yabancı müşteriyle ticari ilişkinin daha başlangıç safhasında olabildiğince ayrıntılı bir sözleşme yapılması ihracatçı firma için koruma sağlayacaktır. Bu sözleşmede özellikle, ihraç edilen ürünün teknik vasıfları yanında ödeme koşulları, bunun nasıl güvence altına alınacağı, muhtemel sorunların çıkması halinde çözüm yolları (hangi ülke mahkemelerini yetkili ve hangi ülke hukukunun geçerli olacağı ya da tahkim), reklamasyon kuralları ve izlenecek yol hüküm altına alınmalıdır. Bunun yapılması halinde sonrasında çıkabilecek sorunların çözümü daha da kolaylaşacaktır.

Reklamasyon ihracatta yaşanılan önemli sorunlardan biridir. Reklamasyon (ihraç edilen malın istenilen kalitede olmaması, ayıplı olması, mal cinsinde hata olması nedenleriyle yabancı firmalarca ihracatçı firmaya belli bir tutarın yansıtılması durumu)uluslararası ticari ilişkilerde belli kurallara bağlanmış olmasına rağmen, art niyetli karşı taraf genelde bunlara hiç uymadan tek yanlı beyanla (hatta çoğunlukla hatalı olduğu iddia edilen ürünlerin örneğini bile göndermeden) belirtilen kesintileri yapabilmektedir. Bu sorunların yaşandığı durumlarda alacaklı firmalar ticari ilişkinin başlangıcında çoğunlukla yazılı bir anlaşma yapmadıkları, yabancı müşterisine iyi niyetli bir şekilde güvenmesi ve ödemeleri de ne akreditif ne de başka bir yolla güvenceye almadıkları için karşı tarafın taleplerini kabul etmek zorunda kalabilmektedir.

Yabancı müşterinin reklamasyon ya da başka bir gerekçeyle ödemeden kaçınması veya eksik ödemede bulunmayı teklif etmesi halinde, eğer bu kaçınım haklı bir sebebe dayanmıyorsa kabul edilmemelidir. Böyle bir durumda bir hukukçu ile irtibata geçilerek bedelin tamamı istenmelidir.

Ülkemizdeki yasal uygulamalar kara Avrupa’sındaki uygulamalara benzemektedir. Türkiye’de olduğu gibi İsviçre, Alman ve Avrupa hukukunda alacakların tahsili için yargıya başvurulabilir. Avrupa’da önce borçlu firma ile irtibata geçilip ödeme yapması talep edilir. Eğer yargı dışı bir çözüm bulunamazsa, icra ve ardından dava yoluna gidilir. Tecrübeler bu tür dosyaların çok büyük oranda yargı dışı yolla çözümlendiğini göstermektedir. Yargı dışı çözümün olmaması halinde ise yapılacak icra takibi bir itiraza uğramazsa takip kesinleşecek ve borçlunun mallarına el konulma süreci başlayacaktır. Takibin itiraza uğraması halinde ise itirazın kaldırılması için dava süreci başlayacaktır. Bu süreç Türkiye’de de birkaç farklılığa rağmen benzerdir.

(Avukat Medeni yetiş tarafından yazılan bu yazı İsviçre Pusula gazetesinde yayınlanmıştır) 



Bizi sosyal medyadan izleyin!