Hukuk ve Haklarınız

İŞe İade davasi

İŞE İADE DAVASI

İşe iade davası haksız olarak işten çıkartılan çalışanın işverene karşı aynı işe geri dönmek için açtığı davadır. Belirli koşulların oluşması halinde açılan bu dava ile çalışan işe geri alınması ile birlikte işsiz kaldığı döneme ilişkin olmak üzere yasada belirtilen süre için ücret talebinde de bulunabilir. Bu dava işverenin bulunduğu İş Mahkemesinde, İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.Bu yer işverenin ticari merkezinin bulunduğu ya da işcinin çalıştığı yerdir. Bu davanın bir ay içinde açılması gerekmektedir.

Bu davanın açılabilmesi için;

İşyerinde 30 veya daha fazla işçinin çalışıyor olması gerekir. 
İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

1-Davayı açacak olan işçinin en az altı aydır o işyerinde çalışıyor olması gerekir. 

Bu altı aylık çalışma, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir.

2-İşçi ile işveren arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi bulunması gerekmektedir. 

Çalışanın sözleşmesi süreli de olsa sonraki yıllarda devam ederek süresiz bir sözleşme şeklini alabilir. Mevsimlik işçiler de, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışıyorlarsa bu davadan yararlanabilirler. İş akitleri, mevsim sonunda değil, iş akdi askıda iken işveren tarafından yeniden çağırılmadıkları bir sonraki mevsim başında feshedilmiş sayılır ve aşağıda açıklayacağım dava açma süresi de yeni mevsimde işe başlatılmadıkları anda başlar.

3-İş akdinin işveren tarafından feshedilmiş olması gerekir. İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmelidir. 

Bu nedenle iş akdinin işçi tarafından feshedilmesi halinde işçinin bu davadan yararlanma hakkı bulunmamaktadır.

4-Yapılan feshin geçerli bir sebebe dayanmaması gerekmektedir. Geçerli fesih sebepleri İş kanununda yazılmaktadır.

* İşçinin yeterliliği veya davranışları geçerli bir fesih sebebidir. Bu sebeple yapılan fesihlerde işçinin savunmasının alınması şarttır.

* İşletmenin, işyerinin veya işin gerekleri sebebiyle iş akdinin feshi.

Bu sebeplerle yapılan fesihler geçerli fesih sebepleri olup bu sebeplerle iş akdi feshedilen işçinin işe iade davası açma koşulları oluşmamıştır.

Bunlardan ayrı olarak, İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri bu davayı açamaz. 

Bu nedenle davacı işçinin işyerindeki pozisyonu bilmesi gerekir.

Özetlemek gerekirse;

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde İşe İade Davası açabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme de götürülebilir.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava esnasında İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesine hükmedilir.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret (İhbar tazminatı) ile kıdem tazminatı yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.
İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

Dava sonunda ücret miktarı belirtilmeden karar verildiğinden Mahkeme ücret araştırması yapmaz. Alınan ücretin yani gerçek ücretin gösterilen ücretten farklı olması halinde ayrıca bir alacak davası açmak gerekebilir.

İşverene başvuru yapılabilmesi için davanın kesinleşmesi gerekmektedir. Kesinleşmeden yapılan başvuru geçersizdir. İşveren davayı temyiz etmeyerek ya da temyiz etmiş ise davanın Yargıtay tarafından onanarak gelmiş olması gerekmektedir.

İşverene yapılacak başvurunun yazılı olması gerekmez.Bu başvuru sözlü olarak ta yapılabilir. İşveren başvurudan sonra bir ay içinde işe başlatmalıdır. Ancak işe başlatmaması ihtimalide vardır. Bu durumda dört aylık ücret ve sekiz aylık ücret olmak üzere on iki aylık ücretin istenebilmesi mümkündür.Bu ücretler icraya konularak istenebilir. Ancak;

  • SGK’na bildirilen ücret ile gerçek ücretiniz arasında fark varsa,
  • İş akdinizin geçersiz bir sebeple feshedildiği tarihten sonra ayrıldığınız işyerinde sizinle aynı nitelikteki işçilerin ücretlerine zam yapılmışsa,
  • Yine iş akdinizin geçersiz bir sebeple feshedildiği tarihten sonra işyerinizde yeni bir Toplu İş Sözleşmesi yapıldıysa.
  • İşten ayrıldığınız tarihten sonra Asgari Ücrette artış olduysa
  • Kıdem ve ihbar tazminatı ve başkaca işçi alacaklarınız varsa

Hesaplanacak olan dört aylık boşta geçen süre ücreti, iş güvencesi tazminatı, alınmadı ise ihbar ve kıdem tazminatları son ücret üzerinden hesaplanmak durumunda olduğundan İş Mahkemesinde ayrı bir alacak davası açmak gerekebilir.

Kişi dava esnasında başka bir işe girmiş olabilir veya başka sebeplerle önceki işyerinde işe başlamak istemiyor olabilir. Böyle bir durumda işe başlatmak için işverene on işgünü içinde başvurulmazsa, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bunun sonucu olarak da işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklarını işçi talep edilemez. İşçinin davet üzerine “makul bir sürede” işe başlaması gerekmektedir. Bu makul süre Yargıtay’a göre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla 2 gündür. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesinin son fıkrasında izinler için öngörülen en çok 4 güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilmektedir.

İşveren iş akdini kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinde bulunarak fesh etmişse, işe iadesine karar verilen ve yeniden işe başlayan işçinin iş akdi baştan beri feshedilmemiş sayılacağından ve akdin feshine bağlı olan alacakları için alacak hakkı doğmamış olacağından bunları iade etmekle yükümlüdür.

Bizi sosyal medyadan izleyin!