Hukuk ve Haklarınız

velayet ve Çocukla kİŞİsel İlİŞkİ kurulmasi

VELAYET VE ÇOCUKLA KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI

VELAYET VE KİŞİSEL İLİŞKİ HAKKI

Velayet çocuğun korunması ve temsil edilmesi için öngörülmüş hukuksal bir kurum ve haklardır. Henüz ergin olmayan çocuğun temsili velayeti kimde bulunuyorsa onun tarafından kullanılır. Çocuğun ergin yani reşit olması ile velayet kendiliğinden sona erer. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.

Hakim, tarafların boşanmalarına karar verirken çocuğun hangi tarafa bırakılmasına karar vermiş ise velayet de sadece o tarafa ait olur; ancak bu durum, diğer eşin çocukla kişisel ilişki kurması hakkını elinden almamaktadır. Kişisel ilişki kurma hakkı, ana-baba ile çocuğa belirli gün ya da saatlerde görüşme, birbirlerinden haberdar olma, birbirlerinin yaşamında olma yetkisi veren bir haktır. Kişiye bağlı bir hak olup, devredilemez ve bu haktan feragat edilemez. Ana ve babadan birinin bu haktan feragat etmesi anlamına gelebilecek anlaşmalar geçerli değildir. Zira bir ana veya babanın, kendi velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmamış olan çocuğu ile kişisel ilişki kurması en doğal hakkıdır.

Medeni Kanuna göre; ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.  Öte yandan, Medeni Kanun “çocuklar bakımından ana ve babanın hakları” başlıklı maddesi ile; mahkemenin, boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenleyeceğini belirtilmiştir.  Özetle, eşlerin birlikteliğinin sona ermesi, çocukları ile de hukuki bağının kesilmesi anlamına gelmeyeceğinden, kendisine velayet hakkı bırakılmayan tarafın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı devam edecektir. Bu bakımdan hakimin, çocuk kendisine bırakılmayan olan taraf ile çocuğun ne zaman ve ne şekilde ilişki kuracağına ilişkin bir karar vermesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Hakim, çocukla kişisel ilişkinin ne şekilde kurulacağına karar verirken, delilleri serbestçe takdir eder, bu hususta gerekli gördüğü araştırmayı doğrudan kendisi yapar ve yine gerekli görmesi halinde konuyla ilgili olarak bilirkişiye başvurabilir.

Ana ve babadan her birinin, diğerinin çocukla olan kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınması gerekmektedir. Ayrıca, ana ve babanın, çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten de kaçınması yükümlülüğü bulunmaktadır. Hakim, kurulan ilişki nedeniyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi veya yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ana ya da babaya verdiği hakları geri alabilir. 

Kişisel ilişki hakkı, çocuğun yararına uygun ise, ana baba dışındaki üçüncü kişilere de tanınabilir.  Olağanüstü hallerin varlığı durumunda, ana babadan başka üçüncü kişilerin de çocukla kişisel ilişki kurabileceği kabul edilmiştir. Medeni Kanuna göre, olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı, diğer kişilere, özellikle hısımlara da tanınabilir. Ancak bu hakkı kullanmak isteyen kişinin bu yönde talebinin olması ve Kanunun aradığı “olağan dışı bir durumun bulunması” ve “kişisel ilişkinin çocuğun yararına hizmet etmesi”  koşullarının mevcut olması gerekmektedir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 2013/2431numaralı kararı ile “Tarafların müşterek çocukları 1997 doğumlu Atilla idrak çağında olup, uzman ile yaptığı görüşmede annesi ile kalmak istediğini bildirmiştir. Çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı düşmedikçe görüşüne önem verilir (Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi md.6/c). Uzman raporu ve haklı ve geçerli bir sebep olmadığı halde kardeşlerin ayrılmasının onların menfaatine aykırı olacağı da gözetilerek bu çocuğun velayetinin de anneye verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” diyerek velayet verilirken çocuğun fikrinin alınması gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 2013/1584 sayılı kararı ile “Kişisel ilişkiden amaç, çocuğun fikri ve bedeni gelişiminin sağlanması yanında, annelik ve babalık duygularının da tatminini sağlamaktır. Mahkemece, velayeti anneye verilen müşterek çocuk ile baba arasında, kişisel ilişkinin gerçekleştirileceği yer özel olarak tayin edilmiş ve bu kişisel ilişki, annenin refakatinde olması koşuluna bağlanmıştır. Düzenlenen bu kişisel ilişki, babalık duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, infazda da güçlük yaratacak niteliktedir. Mahkemece yapılacak iş; kişisel ilişkinin yer olarak kısıtlanması durumunda görüşme yerinin özel bir yer olarak değil; ülke, şehir gibi genel nitelikteki bir yer olarak gösterilmesi; anne ile baba arasında mevcut olumsuz ilişki ve olaylar dikkate alınarak gerektiğinde, anne yerine; çocuk psikolojisinden anlayan bir uzman refakatinde kişisel ilişkiye karar vermekten ibarettir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Bizi sosyal medyadan izleyin!