Hukuk ve Haklarınız

evlİlİk bİrlİĞİnİn temelden sarsilmasi

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI NEDENİ İLE BOŞANMA

Evlenmekle eşler ruhsal, bedensel ve ekonomik açıdan çocukları ile birlikte bir birliktelik oluştururlar. Bu unsurlardan birinin eksikliği, eşler arasında duygu ve düşünce birliğinin zayıflaması ya da ortadan kalkması, sevgi ve saygının yerini hakaret, saldırı, kin ve nefret alması birliğin temelinden sarsıldığını gösterir.

Evlilik birliğini temelinden sarsan ve ortak hayatı çekilmez hale getiren durumlar genel boşanma nedenidir. Evlilik birliği sarsıldığında, ortak hayatı sürdürmek beklenemeyebilir ve taraflardan biri bu durumda boşanma davası açabilir.

Bu durumda davayı açan tarafın kusursuz ya da tamamı ile kusurlu olmaması gerekir. Çünkü tamamen kusurlu eşin dava hakkı bulunmamaktadır. Yani karşı taraf tam kusurlu, az kusurlu ya da taraflar eşit kusurlu olmalıdır. Her iki tarafın da kusurlu olmadığı durumlarda; evlilik birliği temelinden sarsılmış, birliğin devamında ahlaki ve sosyal hiçbir fayda kalmamışsa, evliliğin devamında ısrar davacıyı zorluyor ve manen yıkma sonucunu doğuruyorsa boşanma davası açılabilir.

Asılsız şikayet ve suçlamalar, eşlerin hakim kararına rağmen müşterek konut belirlenmesine ve teminine katılmamaları, aşırı kıskançlık, evlilik birliğinin yüklediği görevleri yerine getirmemek, yemek yapmamak, eşi eve almamak, kadının başka erkeklere satılması, bir kere bile olsa eşin dövülmesi, kocanın anne ve babasının eşini dövmesine seyirci kalması evden kovulması, korkutma, kadının başka bir erkeği eve alması, kadının ilk gece bakire çıkmaması, ıssız yerlerde başka erkeklerle görülmesi, kocasını devamlı aşağılaması, ona hakaret edilmesi, intihara teşebbüs, cinsel görevlerin yapılmaması, kadının geç saatlerde sokaklarda dolaşması, belirsiz yerlere gitmesi, evden izinsiz ayrılması, hastalıkta ilgilenmemek, iktidarsızlık, güven duygularını sarsmak, eşi sevmediğini, bir üçüncü kişiyi sevdiğini söylemek, aşırı içki, kumar alışkanlığı nedeni ile evlilik birliğinin yüklediği görevleri yerine getirilmemesi, kadının kötü tanınan ev ve işyerlerine girip çıkması, erkeğin başka kadınla ilişkisi, kadının kendisini aldatan kocaya devamlı hakareti, kocasının doğru olmadığı halde başka kadınlarla ilişkide olduğunu söylemesi, kocanın kadını birlik devam ettiği halde bakire çıkmadığını yayması, eşin evin kilidini değiştirmesi, evlilik sırlarını ulu orta yayması, sık sık evi terk etmesi, eşin hastalığı ile ilgilenmeme, eşin başka biriyle birlikte görülmesi, vb. gibi olaylar eğer birliği temelinden sarsmış ve birliğin sürdürülmesi diğer eşten beklenemiyorsa, birlik çekilmez, katlanılmaz, tahammül edilmez hal almışsa, boşanma kararı verilmelidir.

Evlilik birliğini çekilmez hale getiren nedenlerden biri de cinsel ilişki kurulaması cinsel uyum ve doyumun sağlanamamasıdır.

Kadının ev işlerini kasten yapmaması, evin, eşin ve çocukların temizliği ile ilgilenmemesi medeni bir gereklilik olan yıkanmadan kaçınması, kadının veya erkeğin yatağı ıslatması, ağzının kokması, yatağı ve giysileri kirletmesi bu konuda tedaviye yanaşmamaları da evlilik birliğini diğer eş için çekilmez hale getiren davranışlardır.

Eşlerden birinin aile sırlarını, cinsel yaşam ile ilgili sırları açıklaması, diğer eşi aşağılayıcı süreklilik gösteren davranışlarda bulunması, diğer eşi zararlandırma kastıyla asılsız şikayet, eşin başkasıyla ilişkisi olduğu yolunda asılsız dedikodu çıkarmak ve yaymak, eşi aleyhine bilerek yalancı tanıklık yapması, sık sık evi terki alışkanlık haline getirmesi, eşin dini ve Anayasa ile teminat altına alınan inançlarına saygı gösterilmemesi, dini görevlerini yerine getirmesine engel olunması, veya dini görevlerini yerine getiriyor diye horlanması, aşağılanması, kadının izinsiz olarak uzun süre evi terki, bilinmeyen yerlere gitmesi, yasa dışı örgütlere girmek, eşin izni olmadan yabancı bir ülkeye iltica etmek, kadının telekız satıcılığı yapması, veya kendisinin telekız olması, hırsızlık, suç işlemek, kocanın çalışmaması, yurt dışında çalıştığı halde eşini birlikte götürmediği gibi, birlik giderlerine katılmaması, eşine karşı ilgisiz kalması, evin kilidini değiştirerek eşin eve alınmaması, kayınvalidesiyle anlaşamayan eşe bağımsız müşterek konut teminine yanaşmaması, hasta olan eşini tedavi ettirmemesi, uzun süre cinsel ilişkiyi gerçekleştirmemesi, misafir gelen bakıma muhtaç, kayınpeder veya kayınvalidesine gerekli ilgi ve yardımı göstermemesi, alkol alıp huzursuzluk çıkarması, ev eşyalarına zarar vermesi, evde yangın çıkararak çocukların ölümüne neden olması, sürekli yatağı ıslatmasına rağmen tedaviden kaçınması, düğün günü eşlerden birinin düğüne gelmemesi, kocanın kasten mal varlığını azaltması veya işlerini aksatması nedeni ile ailesini başkalarına muhtaç hale getirmesi, eşin ve çocukların infak ve iaşesi ile ilgilenmemesi, birlik giderlerine katkıdan kaçınması gibi davranışlar ortak hayatı çekilmez hale sokan ve boşanma nedeni olan davranışlardır.

Evlilik birliğini temelinden sarsan olaylara rağmen ortak hayat çekilmez hal almamışsa boşanmaya karar verilemez. Aynı şekilde boşanmaya neden olan olaylardan sonra evlilik birliğinin eşler tarafından devam ettirilmesi, hiçbir şey olmamış gibi bir arada yaşama, aile ilişkilerini sürdürme de evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığını gösterir. Buna karşı aynı evde yaşamlarını sürdürmelerine rağmen eşler ayrı odalarda oturuyor, birbirleriyle konuşmuyor, evlilik birliğinin yüklediği görevleri yerine getirmiyorlarsa, sadece aynı çatı altında oturma birliğin devamını göstermez.

Eşlerin eşit kusurlu olmaları halinde örneğin; eşlerin birbirlerine ağır hakaretleri, kocanın sadakatsiz davranışlarına karşın kadının devamlı ona hakareti, kocanın müşterek konuta bakım, gözetim yükümlülüğü olmayan kimseleri getirmesi birlik görevlerini yerine getirmemesine karşın kadının ona saldırması, vurması karı kocanın birbirlerine karşı müessir fiilde bulunmaları, her iki eşin de güven sarsıcı davranışlarda bulunmaları, evlilik dışı ilişkiye girmeleri vb. gibi hallerde evlilik birliği temelinden sarsıldığından ve ortak hayat çekilmez hal aldığından boşanmaya karar verilmesi gerekir.

Eşler arasında cinsel ilişkinin herhangi bir nedenle gerçekleşmemesi halinde bu neden anatomik veya ruhsal olabileceği gibi bu eksikliğin eşler tarafından bilinmesi de mümkün olmadığından eşler kusursuzdur. Ne var ki evlenmenin sosyal amacı yanında nesli devam ettirme ve cinsel arzuları tatmin gayesi de vardır. Bu koşullar altında davacıdan evlilik birliğini devam ettirmesi beklenemez. Davalı kusursuzda olsa aile birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek boşanmaya karar verilmesi gerekir.

 

Bizi sosyal medyadan izleyin!