Hukuk ve Haklarınız

boŞanma ve tazmİnatta kusura İlİŞkİn Örnek kararlar

BOŞANMA VE TAZMİNATTA KUSURA İLİŞKİN ÖRNEK KARARLAR

YARGITAYDAN BOŞANMA VE TAZMİNATTA KUSUR DURUMUNUN TESPİTİNE İLİŞKİN  KARARLAR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2013/17126,K. 2013/21895 kararı ile “ Davacı kocanın da boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olduğu kabul edilerek davalı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmişse de: davalı kadının eşini rahatsız edecek şekilde eski erkek arkadaşından bahsettiği, eşinin yüzüne tükürdüğü, davacı kocanın eşini evden kovmasının ise boşanma davasının açılmasından sonra meydana geldiği ve bu davada nazara alınamayacağı anlaşılmaktadır. Davalı kadın, boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurludur. Kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırıdır.” Demek sureti ile eşinin yüzüne tüküren,eski erkek arkadaşından bahseden kadını haksız buldu.

 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2013/8256,K. 2013/22027 kararı ile” Dava boşanma davasıdır. Tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; davalı kadının cinsellikten kaçındığı, davacı kocanın ise eşiyle ilgilenmediği, gece geç saatlerde geldiği, ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı, eşini baba evine bırakarak ayrılma iradesi gösterdiği anlaşılmaktadır. Tarafların kusurları dikkate alındığında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ve boşanmaya neden olan olaylarda, iki tarafın da kusurlu olduğu gerçekleşmiş ise de, davacı kocanın daha ağır kusurlu, kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Boşanmaya neden olan olaylarda, tarafları eşit kusurlu olarak belirlemesi ve bu hatalı kusur belirlemesine göre davalı kadının maddi manevi tazminat taleplerinin reddi doğru değildir.” demek sureti ile eşlerden kadını daha az kusurlu bularak tazminat ödenmesi gerektiğini belirtti. Karar ile cinsellikten kaçınan kadına karşı eşiyle ilgilenmeyen,eve geç gelen erkek daha fazla kusurlu sayıldı.

Yine Yargıtay E. 2013/21556,K. 2014/4171sayılı, 27.2.2014 tarihli kararında”Kocanın, eşi ve çocuğuyla ilgilenmediği, evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği,eşine sürekli fiziki şiddet uyguladığı, müşterek evin eşyalarını kırdığı, eşine hakaret ettiği; buna karşılık kadının da, eşine hakaret ettiği, kocanın dövülme olayında kadının dahlinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı kocanın eşine göre daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Az kusurlu olan davalı kadının davaya itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında kadın bakımından korunmaya değer bir yararın kalmadığı, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi şartlarının davada gerçekleştiği görülmektedir. Davalı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. Kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekir. Boşanma sonucu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Manevi tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Taraftarın sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.” şeklinde karar vererek kusur durumunun önemini vurguladı.

 

Bizi sosyal medyadan izleyin!