Hukuk ve Haklarınız

bankalar emeklİler İÇİn borÇ kapatma kredİsİ  aÇiyor

BANKALAR EMEKLİLER İÇİN BORÇ KAPATMA KREDİSİ AÇIYOR

MAAŞIN BORÇDAN DOLAYI HACZİ VE SONUÇLARI:

Bir banka; emeklilerin borçlarını ödemelerine ilişkin bir kolaylık sağlamak için Borç Kapatma Kredisi fırsatı sunmaktadır. Emeklilerin belgeleyebilecekleri borçlarının varlığı halinde, alacaklı kurum ya da bankaların emeklinin borç miktarını ve borcun kapanması için ödenmesi gereken miktarı bildirir bir belge düzenleyerek bankaya göndermeleri halinde emekli borçluya kredi imkanı tanınıyor. Söz konusu borç ödeme kredisi emekli olan borçluya verilmeksizin alacaklı kurumların ya da bankaların bildirdikleri kendilerine ait iban numaralarına havale ediliyor. Yani emekli borçlu çektiği krediye dokunmadan, kendisine ait borçları bankaya  ödemiş oluyor. Verilen kredi tıpkı diğer krediler gibi taksitler halinde ödeniyor. Ancak banka  borçlu emeklinin, çekilen kredinin taksitlerine karşılık gelen emekli maaşına el koyuyor. Bu el koymada tabii ki borçlu emeklinin izni aranıyor. Aksi takdirde bankanın verdiği krediye karşılık emekli borçlunun maaşına el koyma hakkı yasal olarak bulunmadığından, kredi başvurusu reddediliyor. 

İcra İflas Kanunumuza göre, Borçlunun, üçüncü kişilerdeki alacakları haczedilebilmektedir. Ancak borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları, alacaklının bunu iddia etmesi ve gerçekten üçüncü kişide böyle bir alacağın bulunduğunun tespiti ile mümkündür. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarını, "maaş ve ücretler" ve "maaş ve ücretler dışındaki alacaklar" olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Buradaki maaş ve ücretten maksat, Devlet işlerinde veya özel işyerlerinde çalışan (borçlu) memur veya işçilerin maaş ve ücretleridir.

İcra ve İflas Kanunumuzda maaş haczi konusundaki düzenleme “maaşlar,tahsisat ve her nevi ücretler,intifa hakları ve hasılatı,ilama müstenit olmayan nafakalar,tekaüd maşları,sigortalar veya tekaüd sandıkları tarafından tahsis edilen iradlar,borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtde birinden az olamaz.Birden fazla haciz var ise sıraya konur.Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.” şeklindedir.

Uygulamada , alacaklının istemesi halinde, icra dairesi borçlunun yanında çalıştığı işverene çalışanın maaşının haczedildiğini bir yazı ile bildirir. İcra dairesi tarafından yapılan bildirimde borçlunun ücretinin (kural olarak dörtte birinin) haczedildiği, borçlunun ücret miktarının en geç bir hafta içinde icra dairesine bildirilmesi ve borç bitinceye kadar icra dairesinin bildirisi gereğince haczedilen ücret miktarının borçlunun ücretinden kesilip, icra dairesine gönderilmesi hususları işverene ihtar edilir. İşveren, borçlunun durumundaki değişiklikleri derhal icra dairesine bildirmekle yükümlüdür. Böylece maaşa haciz konulmuş olur ve haciz gereği kesilen miktar icra dairesine yani alacaklıya gönderilir. Kesilecek miktar uygulamada kural olarak MAAŞIN DÖRTDE BİRİDİR. Ancak nafaka alacaklarında nafaka miktarının tamamı maaştan kesilebilmektedir. Yapılan yasal düzenleme nedeni ile herhangi bir borçdan dolayı EMEKLİ MAAŞLARININ HACZİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Yani emekli maaşları haczedilememektedir.

Emekli maaşları haczedilemediğinden maaş haczi çalışanların maaşlarına uygulanmaktadır. Bunun da olumsuz sonuçları olabilmektedir.

Uygulamada, işçi hakkında devamlı surette maaş haczi gönderilmesi, işçinin çalıştığı işyerinde bir takım sıkıntılara neden olabilmektedir. Konuyla ilgili verilmiş bir Yargıtay kararına bakacak olursak;

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 20.10.2008 T., 2008/3737 E. - 2008/27673 K. numaralı ilamında; "İşçinin ücretinin borcu nedeniyle haczedilmesi, istisnaen davranış nedeniyle feshi geçerli kılmalıdır. İşçinin ücretinin sık sık haczi nedeniyle, objektif bir bakış açısı altında, işyerinin, örneğin muhasebe veya hukuk servisinde önemli zaman kaybına neden olacak şekilde çalışma sürecinin veya işyeri organizasyonunun olumsuz yönde etkilendiğinin kabul edilmesi halinde, geçerli fesih nedeninin kabul edilmesi gerekir. Ancak, bunun için işçiye önceden ihtar çekilmesi yerinde olacaktır. Somut olayda, davacı işçi hakkında değişik alacaklılar tarafından çok sayıda icra takibi yapıldığı ve ücretine hacizler konulduğu, iş sözleşmesinin ihtara rağmen ücreti üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik işlem yapmaması nedeniyle savunması alınarak İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca feshedildiği anlaşılmaktadır. ... Davalı işverenin muhasebe servisinde görevli çalışan, mesaisini davacının borçları ve hakkındaki icra işlemleri nedeni ile bu işlemlere harcamıştır. Davacının bu davranışı işyerinde olumsuzluklara yol açmıştır. İş ilişkisinin işveren açısından önemli ölçüde sürdürülme olanağı kalmamıştır. Davacının bu davranışı fesih için geçerli neden teşkil ettiğinden davanın kabulü hatalıdır." şeklindeki gerekçesiyle işvereni haklı bulmuş ve Yerel Mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.

Karardan da anlaşılacağı üzere işçinin maaşına haciz konulmasını başlı başına fesih sebebi olarak kabul edilmemiştir. Yargıtay söz konusu kararında, işçinin ücretine sürekli haciz gelmesi ve işyerinin de bu durumdan olumsuz yönde etkilenmesi halinde işverenin iş akdini feshedilebileceğine işaret etmiştir. Ancak Yargıtay, böyle bir feshin geçerli olabilmesi için işyerindeki olağan iş akışının bozulmuş olmasını ve konuyla ilgili olarak işçiye önceden ihtar çekilmesi şartını somut olayda dikkate almıştır. Bu itibarla işverenin yazılı olarak işçisine uyarıda bulunması ve savunmasının alınması gerekmektedir. Böylece işçiye maddi problemlerini çözmesi ve haczin kaldırılmasına yönelik bir girişimde bulunması için fırsat tanınmış olacaktır.

İşverenin böyle bir nedenle iş akdini feshetmesi durumunda kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte işçi alacaklarına yönelik sorumluluğu devam edecektir. İşçi, somut olayda koşulları mevcutsa tazminat ve alacaklarını talep edebileceği gibi, yine koşulları mevcutsa işe iadesini de talep edebilecektir.

 

Bizi sosyal medyadan izleyin!